12.12.2011

Paylaşımlarda Zaman Mazereti

Bir tartışma ortamına bir geri bildirim yaptığınız zaman, bu ‘zamanı' nasıl arayıp da bulduğunuzu sorgulayınız lütfen; o ‘zaman'ı, siz mi ayırdınız; yoksa kendi kendisini mi oraya sürükledi bu ‘zaman'?

Bir tartışmaya başlatıcı olup, onu orada öylece bırakmak yerine, paylaşımın devamını getirmek, daha ileriye götürmek çok önemlidir. Sanat adına görüşlerimizin tartışılmasını daha genişçe sağlamak adına, böylesi bir yazıyı, ‘zaman' sorununu biraz daha deşmek için kaleme aldım elbette. Aslında böylesi konuların, henüz kendi paylaşımlarımıza rast gelmezden önce tartışılması zorunlu olmasına karşın, ancak bir geri bildirimde zor durumlara düşenlerin sorunu olarak izole edilmektedir.

“Şaire geri bildirim”; gerçekten de paylaşım ve gelişim sürecinin şaşmaz bir bileşenidir. Hele bu bildirimin bir yarışmada derece dışında kalması halinde verilmesi elzemdir. Çünkü şair, yazdıklarının hep beğenileceği umudunu taşıyarak yayına, topluma sunar; yarışmaları da buna vesile veya bir çıkış noktası olarak görür.

Kişisel paylaşımlardaki “Zaman sorunu” incelenmeye değerdir; birbirimize ayıracağımız zaman; aslında kendimize ayırdığımızdır. Ancak bu ayrımın farkında olmayan birçok paylaşımcı, kapalı döngüler içinde kalan yapay dostluklar üretirler. Zamanlarını da, buna harcamak zorunda kalırlar.

Aslında zaman, her birimizin ilgilendiği öncelikli faaliyetin gerektirdiği takvim birimi olarak görülmelidir. İlgilenme kararı ise, başkalarının ürünlerinden edindiklerimiz + onlara karşılıksız verebileceklerimiz olmalıdır. Asıl ilginç olansa, insanın fıtratında olan bir ilkeye göre; karşılıklılık, geri bildirim almamız için bir gereçtir. Yani sizden herhangi bir paylaşım çabası görmeyenler; iyiliksever, verici, paylaşımcı niteliğinizi sorgular ve sizin tek zamanlı çalışan bir üreteç olduğunuzu düşünmeye başlar. Bu nedenle ilgilenme kararımızı etkileyen üçüncü bileşense; başkalarını şiirlerimize, geri bildirime zorlayıcı faaliyetlerdir; yani onlarla ilgilenmektir. Çünkü yaşayan şairlerin bir sorunu da, ölmüşlerin geri bildirim yapamamasına karşıt olarak; kişiliklerin iletişim halinde olduğu böylesi ortamlarda, bir sonraki paylaşımlarını yapacakları, trafiği zorlayan çabalara “babacan tavır” koymaktır.

Öte yandan henüz ünlü olmadan paylaştığımız her şey; rastgele okunan çalışmalardan başka bir şey olamaz. Çünkü beklenen şiirler yoktur, beklenen bir sanat düzeyi de; sadece gelişme söz konusudur; beğenildiğinde, artık geri bildirimlerin önü alınamaz; şairin şikayeti değil, onurlandırılması, daha çok yazmazı istenir büyük kitlesi tarafından. Yani şiirlerini bırakıp hiçbir eleştiri yapmadan ayrılanlar; kendi şiirlerini yazacak kadar zamanları olduğunu, diğerlerininse kendi şiirlerini sabırsızlıkla beklediğini düşünüverirler hemen; tüm dünya onları beğenmelidir! Hattâ öylesine ileri gidenlerini görebilirsiniz ki; neredeyse imlâ denetimi yapmaksızın, doğrudan aklına gelenleri sunmaya başlarlar; belki bir tür kibir sarmıştır onları, yahut sanatçılığın zirvesindedirler; yani papağanı konuştursalar; “eline, yüreğine sağlık; çok etkilendim!” yorumunu hak ediverirler. Ancak paylaşanların paylaşıcı nitelikleridir bunları yaratan; yani rastgele şiir sunan bir kişinin, diğer şiirlere yapacağı yorum da “eften püften” olacaktır elbette. çünkü şair, kendisidir; diğerleri ise zamanlarını orada değerlendiren, gücendirilmemesi gereken fânilerdir.

Küçük çapta sanat faaliyetini sürdüren sitelerde, üyeler giderek birbirini dost olarak görmeye, çember kurmaya başlar, çemberin dışında kalan ise, sayfası kırmızı listede olan bir mecnundur. Oysa gerçekte, paylaşımın kalitesini belirleyen şey; yukarıda belirtilen belirli karşılıklılık ilkesi değil; rastgele mütekâbiliyettir. Her site girişinde başka birine yapılacak şiir yorumu, giderek yaygınlaşarak, homojen bir paylaşım sağlar, kişilerin tanımadığı paylaşımcı da kalmaz aynı ortamda. Dahası, paylaşımların kalitesi artar, çünkü zorunluluktan doğan değil, 3-5 paylaşımı sanat ödevi gibi yapar; kırmaması da gerekmediğinden; eleştirisini yalın ve öz yapar. 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder